Tweet |
Olgun, Adalet Bakanı’nın, yargıdaki çöküşü başarı hikayesi gibi sunduğunu, ancak bunun vatandaşlar ve hukukçular tarafından kabul edilmediğini vurguladı. Ceza adaleti sistemine yönelik reformların işlevsiz olduğunu belirten Olgun, kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı ve nefret suçlarında etkin soruşturma ve kovuşturma yapılmadığını söyledi. Yeni adliye binalarının inşasının, adaletin tecellisi için yeterli olmadığını ifade eden Olgun, adalet sisteminin daha hızlı ve etkin hale getirilmesi gerektiğini savundu.
Dünyada Türkiye’nin hukuk alanındaki düşüşünü örnek gösteren Olgun, 2024 yılı Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde Türkiye’nin 142 ülke arasında 117. sırada yer aldığını belirtti. Olgun, 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliğiyle yargının siyasallaşmasının kapılarının açıldığını, yargı bağımsızlığının zedelendiğini ve liyakate dayalı atamaların yerine sadakat ve siyasi yönlendirmelerin ön plana çıktığını dile getirdi.
Kadın cinayetleri ve cinsel suçlarla ilgili de sert eleştirilerde bulunan Olgun, 2024 yılının ilk 10 ayında 343 kadın cinayetinin işlendiğini ve İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılmasının bu suçların artmasına yol açtığını belirtti. Olgun, Adalet Bakanı’na "Kadına yönelik şiddet ve istismara yönelik hangi adalet reformları failleri koruyor?" sorusunu yöneltti.
Yargı sistemindeki siyasallaşmanın toplumda güven kaybına yol açtığını belirten Olgun, "Adaletin olmadığı bir ülkede, ekonomik büyümeden ve toplumsal huzurdan söz edilemez" diyerek, hükümetin adalet yerine rant düzenini savunduğunu ifade etti. Ayrıca, kira davaları ve işçi hakları gibi konularda da adaletin sağlanamadığını belirtti.
Olgun, konuşmasının sonunda, Adalet Bakanı'nın çizdiği "pembe tabloyun" gerçeklerle örtüşmediğini vurgulayarak, "Adalet Bakanlığı bütçesi, yukarıda açıkladığım hiçbir soruna çözüm olmaktan uzak" dedi ve genel kurulu saygı ile selamladı.